8 Haziran 2015 Pazartesi

7 Haziran 2015 Pazar

Genel seçimler sonuçlarını bekliyor...

        Türkiye'de 2015 milletvekili genel seçimleri 7 Haziran pazar günü oy kullanma süresi tamamlandı.

       Tüm ülkenin merakla beklediği genel seçimler sandıkların yavaş yavaş açılmasıyla sonuçlanmaya başladı. Saat 17:00 te son bulan oy atma işleminin net sonuçları gecenin ilerleyen saatlerinde neticeye ulaşacaktır. Vatanımızın bütünlüğüne hayırlı sonuçlar temennisiyle sonuçları beklemeye devam ediyoruz.

      
Devamını oku...

6 Haziran 2015 Cumartesi

Eskişehirspor'da flaş gelişme!

Spor Toto Süper Lig takımlarından Eskişehirspor, teknik direktör Michael Skibbe ile sözleşme uzattı.

Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Eskişehirspor'da, teknik direktör Michael Skibbe'nin sözleşmesi 2 yıl uzatıldı.

Mesut Hoşcan başkanlığındaki siyah-kırmızılı yönetim, geçen hafta gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulun ardından Skibbe'nin sözleşmesini 3 yıla çıkarttı. Alman teknik adamın, sözleşmesindeki ücrette önemli indirime gittiği öğrenildi.

İsviçre'nin Grasshopper takımını çalıştırırken devre arasında Eskişehirspor ile 1,5 yıllığına anlaşan Alman teknik adam, siyah-kırmızılı takımın başında 18 maçta 6 galibiyet, 5 beraberlik, 7 de mağlubiyet yaşadı.


Devamını oku...

28 Mayıs 2015 Perşembe

Ekonomi Bakanı Zeybekci'den Asgari ücret açıklaması


Anadolu Ajansı

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye büyürse asgari ücretin artabileceğini söyledi.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 2003 yılında Türkiye'de asgari ücretin karşılığının 129-130 dolar olduğunu belirterek, "Şimdi 430 doların üzerinde. Türkiye kalkınırsa asgari ücret artar, Türkiye büyürse asgari ücret artar. Kişi başına düşen milli gelir artarsa asgari ücret de artar" dedi.
Bakan Zeybekci, Denizli programı kapsamında bir tekstil firmasında çalışan işçilerle fabrikada bir araya geldi.


           Zeybekci, burada yaptığı konuşmada, işçilere partisinin projelerini anlattı. Denizli'nin Türkiye siyasetinin lider şehirleri arasına girdiğini ifade eden Zeybekci, bunu Denizlilerle birlikte başardıklarını dile getirdi.
Koalisyon hükümetlerinin ülke ekonomisini iyi yönetemediğini, koalisyon dönemlerinde başbakan ve başbakan yardımcılarının IMF memurlarının önünde "el pençe divan" durduğunu söyleyen Zeybekci, "O memur, olumsuz rapor verirse, IMF'den o kredi dilimi gelmediği zaman Türkiye yerle bir olurdu. Yarın Türkiye'de bankaların ne olacağı belli değildi. Çünkü 26 tane banka bu ülkede batırıldı, 60 milyar dolar yük bizim üzerimize geldi. Bunları biz ödedik, AK Parti hükumetleri ödedi, milletin parası ve hazinesiyle ödendi. Konut edindirme, zorunlu tasarruf vardı, ikisinin toplamı 22 katrilyondu, bunların tamamı ödendi. Devlet millete borçluydu, dünyaya borçluydu. Bu devlet bu ülke o bütün o borç taksitlerini iki yıl önce borcunu sıfırladı, 'haydi güle güle artık görüşmeyelim' dedi" ifadelerini kullandı.

            Bakan Zeybekci, Türkiye'de asla ve asla bir daha koalisyon olmayacağını vurgulayarak, "Türkiye'ye bir daha IMF gelemeyecek. Türkiye bir daha Dünya Bankasının kapısında olmayacak. Türkiye 7 Haziran seçimlerinde göreceksiniz, AK Parti hükümetleri yoluna devam edecek. AK Parti hizmet hükümetleri yoluna devam edecek" diye konuştu.

"ASGARİ ÜCRET ARTARSA EN ÇOK SEVİNEN BEN OLURUM"
             İşçilere asgari ücrete ilişkin bilgi veren Bakan Zeybekci, asgari ücretin hükümet tarafından belirlenmediğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Asgari ücret artığı zaman bundan en çok sevinen çalışanlar ve ekonomi bakanı olarak ben olurum. Vergi gelirleri ve sigorta gelirleri artar. Bütçe açığı azalır ama bu ülkede asgari ücret onların dediği gibi artmaz. 2003'de bu ülkede asgari ücretin karşılığı 129-130 dolardı, şimdi 430 doların üzerinde. Türkiye kalkınırsa asgari ücret artar, Türkiye büyürse asgari ücret artar. Kişi başına düşen milli gelir artarsa asgari ücret artar."

Devamını oku...

Filenin sultanları panzer gibi !


            A Milli Kadın Voleybol Takımı, Montrö Masters Turnuvası'nda, Almanya'yı 3-1 yendi.
İsviçre'nin Montrö kentinde düzenlenen turnuvada B Grubu'nda mücadele eden milli takım, ikinci maçında Almanya ile karşılaştı.
Turnuvaya dün 3-0'lık Japonya mağlubiyeti ile kötü başlayan Türkiye, Almanya karşısında ilk seti de 17-25 kaybetmesine rağmen diğer setleri   25-22, 25-16 ve 25-14 alarak karşılaşmadan 3-1 galip ayrıldı.
"Filenin Sultanları" yarın gruptaki üçüncü ve son maçında TSİ 22.00'de İtalya ile karşılaşacak.
A Grubu'nda Çin, Dominik Cumhuriyeti, Hollanda ve Rusya'nın yer aldığı turnuvada, grupları ilk iki sırada tamamlayacak takımlar çapraz olarak yarı finalde eşleşecek.
Devamını oku...

Eses'te Yeni liste gündemde

             Eskişehirspor’da Kongre yaklaşırken ortaya çıkan adayların hiçbir plan, proje ve finansal kaynağının olmayışı camiayı tedirgin ediyor. Yeni bir aday çıkacak umudu ile bakılan Erdoğan Tekgöz’ün yine son dakika çekilmesi taraftarı umutsuzluğa itti. Mesut Hoşcan Yönetiminde  bulunan Mustafa Akgören ile Fatih Sezer  istedikleri ve bekledikleri yönetim sisteminin olmadığını iddia ederek istifa etmişti. İstifa ederken de Olağanüstü Kongre kararı alınmasını sağlamışlardı. Ancak istenen, beklenen ve umutlandıran bir adayın çıkmaması ve de algülüm vergülüm sisteminin yeniden geleceği intibası işleri değiştirdi. Mustafa Akgören ve arkadaşlarını hareketlendiren bu tablo rüzgarı başka yönden estirdi. Mustafa Akgören ve Fatih Sezer’in yakın dostları ile camiadan gelen baskıların liste yapmaları yönünde olduğu duyumları kulaktan kulağa konuşuluyor. Akgören’e sen başkan ol baskısı Genel Kurul üyeleri tarafından da yapılınca ekibin plan, program ve bütçehazırlığı yapmak için düğmeye bastıkları ifade edildi. Kongreden 1 gün önce adaylıklarını güçlü bir yönetim ile açıklayabilecekleri gelen duyumlar arasında yer alan Mustafa Akgören ile ekibinin ne yapacağı merakla bekleniyor. Dün akşam gece geç saatlere kadar toplantı yaptıkları öğrenilen ekibin adaylığını açıklamasına kesin gözüyle bakılıyor. 
Eskisehirspor.com

Devamını oku...

Duygu Fırat: Hedefim milli takım


Geçtiğimiz sezon Ormanspor’un TKBL’ye yükselmesinde önemli bir pay sahibi olan Duygu Fırat’la geçtiğimiz sezonu ve bugünü konuştuk. Başarılı oyuncu 3×3 Milli takımından Hatay mutfağına birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.

Basketdergisi: Gectigimiz sezon başında radikal bir karar verip ikinci ligde Ormanspor’a transfer olmuştun bugun baktığında sence bu doğru bir karar miydi?

Duygu Fırat: Sezon sonu geldiğinde hayatıma yeni bir sayfa açmak istemiştim.Bunun içinde yeni bir hikayeye ihtiyacım vardı.Gelen teklifler arasında bana en heyecan vereni Ormanspor olmuştu çünkü genç yaşımda liderlik vasfımı geliştireceğim ve daha önce almadığım kadar sorumluluk alacağım bir kulüptü.Sezon sonu geldiğinde tüm hedeflerime ulaştığımı gördüm.Takımımız lige çıkmıştı ve bende hatırı sayılır bir istatistikle sezonu tamamlamıştım.Yakın hedeflerime ulaştığım,uzak hedeflerime ise bir adım daha yaklaştığım bir sezon oldu.

Basketdergisi: Ağustos ayı itibariyle yeni takimin Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne katildin. Senin icin yeni bir şehir yeni bir takim neler söylemek istersin?

Duygu Fırat: Hatay Büyükşehir BelediyeSpor bu sene her anlamda yenilenmiş bir kulüp.Hem idari hem de teknik açıdan beklentilerimin üstünde bir takım olduğunu söylemeliyim. Antrenörümüz Hakan Acer en küçüğünden en büyüğüne her oyuncusuyla tek tek ilgilenen bir antrenör.Bu konuda çok şanslıyız. Henüz bir ay olmasına rağmen burada geçirdiğim zaman ne kadar doğru bir karar verdiğimi anlamamı sağladı. Hatay’ın çok özel bir il olduğunu buraya gelmeden önce de biliyordum.Bu kadar çeşitli kültürün bir arada huzur içinde varolduğunu görmek çok güzel ve bizim içinde burada yaşamak güzel bir hayat tecrübesi.

Basketdergisi: 3×3 Milli takimiyla bir deneyim yaşadin ve Avrupa Şampiyonasi’nda Çeyrek Final oynadiniz. Bu deneyimini bizimle paylaşir misin?

Duygu Fırat: 3×3 milli takım süreci benim için farklı bir deneyim oldu.Gün içerinde ardarda çok tempolu maçlar oynuyorduk.Takım olarak 4 kişiydik ve iyi bir uyum yakalayarak Riga’da şampiyon olduk.Böylece Bükreş’teki Avrupa Şampiyonasına katılmaya hak kazandık.Biz bu turnuvaya katılan ilk 3×3 A milli kadın basketbol takımıydık.Bu şampiyonada milli takım havasını,ruhunu ne kadar çok sevdiğimi hatırladım ve benim için özlem giderme süreci oldu diyebilirim.2015 yılı haziran ayında,çeyrek final oynadığımız için Bakü’deki 3×3 olimpiyatlarına katılmaya hak kazandık.

Basketdergisi: Gelecek sezonla ilgili hedeflerini bizimle paylaşir misin ?

Duygu Fırat: Takım olarak ilk hedefimiz saha içinde ve dışında takım ruhunu yakalamak ve uyum içinde olmaktı,bunu kısmen başardığımızı düşünüyorum.Türkiye Kupası finallerine kalmak ve playoff oynamak ise sezon içi hedeflerimiz.Her sezon aldığım farklı görevler doğrultusunda,değişmeyen A milli takım hedefimin gidiş yolunu revize ediyorum,seçilmeyi hak edecek bir performans göstermeye çalışıyorum.

Basketdergisi: Hatay mutfagiyla unlu bir şehrimiz bunu deneyimleme firsati bulabildin mi?

Duygu Fırat: Hatay bircok kulturu bunyesinde barindirdigi icin damak tadi acisindan da cok zengin bir mutfaga sahip.her zevke hitap edicek yemek bulmak mumkun. Takim arkadaslarimla firsat buldukca Hatay mutfagina ait tadlar deniyoruz. Bunlar arasinda favorim aşur.


www.basketdergisi.com dan alıntıdır.
Devamını oku...

KAYSERİ İŞİ MİNARE

 Haber: Sedat Özsu
             Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde bulunan bir iş merkezinin yangın merdiveni, iş merkezinin bitişiğinde bulunan mescidin minaresi haline getirildi. Merdivenli minare, hem yangın merdiveni hem de cami minaresi olarak kullanılıyor.
            1980’li yıllarda inşaa edilen İş Merkezi’ne, 10 yıl sonra yangın merdiveni yapıldı. Daha sonra iş merkezinin bitişiğine inşaa edilen Hacı Seyid  mescidi, mahalle halkına hizmete açıldı. 2011 yılının Ocak ayında mescidin minare ihtiyacını gidermek amacıyla, iş hanının yangın merdiveni minareye çevrildi. Yangın merdivenli minare şu sıralar hem yangın merdiveni hem de minare olarak kullanılıyor.
CEPHESİ KAPALI YANGIN MERDİVENİ OLUR MU?
              Binalarda yangın merdivenleri, bina güvenliği ve afet yapılanması hakkında bilgi veren, İnşaat Mühendisi Emre Şenel, yangın merdivenlerinin dış cephesinin duman yoğunluğu riskinden dolayı açık olması gerektiğini söyledi. Ayrıca minareli merdivenin cephesinin yanıcı maddeyle kaplı olduğunu söyleyen Şenel, herhangi bir olası yangında felakete yol açabileceğine vurgu yaptı. Şenel,”Bu tarz durumlar halk arasında pratiklik ve zekilik olarak görülsede aslında çok tehlikeli hareketler. Kimse sonunu düşünmüyor, olabilecekleri tahmin etmiyor hep bir tedbirsizlik hep bir ihmalkarlık. Hükümet yetkililerinin bu tarz durumlara müdahale etmesi gerekir. Bunların denetimi yapılmalı. Binalarda yangın tüpleri, yangın merdivenleri, yangın alarm sistemleri kontrol edilmeli. İnsan hayatı bu kadar ucuz olamaz” dedi.
“CEMAAT YARDIM ETTİ DE BİZ Mİ MİNARE DİKMEDİK”
Mescidin ilk yapıldığı yıllarda minare yapılmasına imardan izin çıkmadığını söyleyen mescit cemaatinden Akif Eryılmaz, imardan izin çıktıktan sonra da maddi imkansızlıklar dolayısıyla minare yapamadıklarını ifade etti. Eryılmaz”Mescidimizin minaresi olmadığı için kendimiz böyle bir çözüm düşündük. Beton minare yapımı çok pahalıydı bizde aramızda para topladık. El birliği ile yangın merdiveninin etrafını sert plastikle kapladık. Cemaat olarak kimseden destek görmedik. Minare oluştuktan sonra böyle güzel olacağını düşünmemiştik. Bizce çok güzel oldu mescidin minare ihtiyacı vardı böylece hallettik” şeklinde konuştu.
''YANGINI GÖZYAŞLARINIZLA SÖNDÜREMEZSİNİZ''
Yangın merdivenleri ve YSC (yangın söndürme cihazları) işiyle 10 yılı aşkın süredir ilgilenen Ömer Gökbuğa, yangın merdivenleri konusunda aydınlatıcı bilgiler verdi. Gökbuğa, ''Yangın konusu asla şakaya gelmez, yanlış yere yapılan yangın merdiveni bile gördüm ben. Yangın esnasında insanlar merdivene ulaşamamışlardı. O yüzden yangın merdivenleri çok iyi düşünülerek doğru yere ve etrafı kesinlikle açık olacak şekilde yapılmalıdır. Yangın merdivenleri hakkında bir diğer önemli unsur ise dayanılı olmalıdır. Aynı anda bütün apartmanın tahliyesi söz konusu olabilir'' dedi.
“KARADENİZ MİMARİSİ, KAYSERİ ZEKASI”
Yangın merdivenli minareyi gören vatandaşlarda şaşkınlığını gizleyemiyor. Mescidin bulunduğu mahalle içerisinde eczacılık yapan karadenizli  Mehmet Ali Yıldırım, karadenizde bu şekilde mimari eserlerin olduğunu söyleyerek bu minarenin tam Kayseri zekası ürünü olduğunu ifade etti. Yıldırım,”Kayserililer fazla masraf etmeyi sevmiyorlar, sonucunda böyle ucuz çözümler üretiyorlar. Mimari açıdan Karadeniz'de de böyle çözümler üretiliyor ama hepsi doğadan, yani mescidin yanında uygun bir ağaç varsa; ağacın önce budanıp sonra minare olarak kullanıldığına şahit olmuştum ” dedi.


Devamını oku...

TURŞUNUN ADRESİ İSTANBUL'DA EMİNÖNÜ KAYSERİ'DE BAYRAM USTA

             Niğdeli Bayram Aydoğan, 40 yıldır Kayseri'de Turşuculuk mesleğini yapıyor. Müşterilerinin kendisine 'Bayram Usta' şeklinde seslendiği  Bayram Aydoğan, 45 çeşit gıdanın turşusunu hazırladı.

Haber: Sedat Özsu

            Kayseri 27 Mayıs caddesinde küçük bir dükkanda mesleğini icra eden Bayram Aydoğan, 1974 yılında turşu işine başladı. Mesleğe başladığı ilk yıllarda, el arabasıyla sadece salatalık ve lahana turşusu satarak  geçimini sağlayan Aydoğan, müşterilerinin isteği üzerine  mesleğini 10 metrekarelik  bir dükkanda yapmaya  başladı. Turşu işine başladığı  ilk zamandan bu yana, hiç denenmemiş turşu çeşitleri  üzerine çalışan 'Bayram Usta' 40 yılda, 45'den fazla çeşit turşu denedi. 1970'li  yıllarda Kayseri'de hiç turşucu olmadığını söyleyen  Bayram Aydoğan,  'Neden Kayseri'de hiç  turşucu yok' sorusunu kendisine sorarak bu işe başladığını ifade etti.  Aydoğan, 40 yıldan bu yana Kayseri'nin artık kendisini benimsediğini belirterek ‘’ Kayseri'de hiç turşucu olmadığını fark ettim. Hemen  bir el arabası satın alarak, salatalık turşusuyla, kete (bazlama) satmaya başladım.  Sonra bir baktım akşama kadar bir araba turşuyu bitirmişim. 3 güne kalmadan zaten turşucu olduğuma inandım. Ardından ufak bir dükkan kiraladım. Bu sayede hem ekmeğimi kazanıyordum hem de sevdiğim işi yapıyordum. Benim için daha iyisi olamazdı’’ şeklinde kendini ifade etti. O yıllarda para kazanmanın kolay olmadığını, gerçekten ekmeğin aslanın ağzında olduğunu bizlere anlatmaya çalıştı. Ailesinin kendisinden bir şeyler beklediğini, eve ekmek getirmesinin muhakkak olduğunu ve ne yapalım ne edelim derken dükkan açmasının kaçınılmaz bir hal aldığını vurgulayarak şöyle devam etti; ‘’Dükkan açtıktan sonra gördüm ki bu işe merak eden bir çok Kayserili vatandaş varmış. Dükkana gelen müşterilerden aldığım fikirlerle yine değişik gıda maddelerinden turşu yapma denemelerime devam ettim. Bunlardan en çok sevilenleri satmaya, diğer ilginç turşu denemelerimi de dükkanımın vitrininde sergilemeye başladım. Aynı zamanda bu ilginç turşu denemeleri dükkanımın reklamı haline geldi ve işlerimiz rast gitti. Kayseri'de bu şekilde nam salmayı başardım.  İşte o günlerden beri bu dükkan, bu turşular benim her şeyim oldu" şeklinde konuştu.

"HER ŞEYİN TURŞUSUNU KURARIM, YETERKİ ZAMANINDA TUZLANSIN"
            Uzun zamandır Turşu çeşitleri üzerine çalışan 'Bayram Usta', her gıdanın hünerli ellerde turşusunun yapılabileceğini öne sürdü. 40 yılda 45'den fazla çeşit gıdanın turşusunu yapan Bayram Aydoğan, "Amacım kesinlikle, medyatik turşuculuk yapıp millete hava atmak değil. Ben yaptığım her turşuyu keyifle kurarım ve keyifle yerim. Aynı şekilde müşterilerimin de yemesini en azından tadına bakmasını isterim. Birçok turşu çeşidi denedim hatta bazılarını unuttum bile o kadar çok denemem var. Mesela, Yumurta, Balık, Muz, Şeftali, Çilek, Armut, Pezik, Fasulye, mantar, mısır, kozalak, nohut bunlardan bazıları diyebilirim." ifadelerini kullandı.

"YUMURTA VE BALIK TURŞUSUNA ÇOK ŞAŞIRIYORLAR
Bayram Aydoğan, yaptığı turşu çeşitlerinden, Balık ve Yumurta turşularının müşterilerini çok şaşırttığını belirterek," Balık ve Yumurta turşusunu  bazen nerden yaptım diyorum. Mesela bir hanım efendi geldi az önce iğrenç diyip geçti. Ama buna üzülmedim tabi ki. O benim emeğim. Tadını beğenenler bana yetiyor. Sevmeyen zaten yemez. Biz sevenler için yapıyoruz bu işi." dedi. Turşucu 'Bayram Usta' yaptığı bazı ilginç turşularının yurtdışında müşterilerinin olduğunu ve her sene dükkanını ziyarete gelip bu ürünleri ülkelerine götürüp oralarda da tüketildiğini vurguladı.



Devamını oku...

OSMANLI MOTİFLERİ ELLERİNDE CAN BULUYOR

                                                                                 Haber: Sedat Özsu
            Son zamanlarda moda olan Osmanlı dönemini konu alan dizilerin ve kına gecelerinin vazgeçilmezi olan 'Bindallı' adı verilen Osmanlı motifleriyle bezenmiş kıyafetler,  Eskişehir'de küçük bir atölyede Mengeloğlu tasarımlarıyla üretiliyor.
            Türk kültüründe genç kızların özellikle kına gecelerinde giydikleri bindallı denilen Osmanlı giysileri Eskişehir'de küçük bir atölyede üretiliyor. Eskiden sadece kına gecelerinde ve düğünlerde rağbet gören bu model elbiseler, son dönemde çekilen bir çok sinema ve dizi setlerinde aranılan eşyalar arasında üst sıralarda kendine yer buluyor. Elbiselerin tasarımını atölyenin sahibi Gazanfer Mengeloğlu'nun hayat arkadaşı Mine Mengeloğlu yapıyor. Mine hanım eşinin yaptığı bu işe hem destek olduğunu hem de çizim yapmanın çok zevkli bir iş olduğunu ifade ederek '' Eşimle birlikte 1999 senesinden beri bu işi yapmaktayız. Bu iş çok sabır isteyen bir iş. Öncelikle tasarım yapmak zorundasınız.  Sonra belirlediğiniz kalıplara göre elbisenin kumaşı kesilmeli ve işin en zor kısımlarından birisi olan tasarladığımız modeli kestiğimiz kumaşa aktarmak. Özel olarak hazırladığımız simli tutkalları  iyicene karıştırıyoruz, daha sonra bunu küçük kaplar aracılığı ile modelini çizdiğimiz kumaşın üzerine işliyoruz ve 1 gün kurumaya bırakıyoruz. Ardından kuruyan parçalar birbirine dikiliyor ve elbise tamamlanıyor'' dedi.
MODELLERİNİ TESCİL ETTİRDİ
            Osmanlı motiflerinin kullanıldığı medya yapımları revaçta olduğu sürece eserlerine talebin artacağını belirten Emine Mengeloğlu, Bindallı modellerinin satışının iyi gittiğini belirtti. Motiflerden bahseden Mengeloğlu, ''Osmanlı'da bir çok model var. Bunlardan en çok talep edilenleri  'Hürrem Modeli', 'Lalezar Modeli', 'Alya Sultan Modeli'. Ben bu modelleri çizmekle yetinmeyip kendi çizdiğim özgün motifleri Türk Patent Enstitüsü'nde tescil ettirdim. Böylece saydığım motiflerin yanı sıra alternatif modelleri de satışa sunmuş olduk. Farklı bir şeyler isteyen müşteriler gelebiliyor onlarda benim modellerimi tercih ediyorlar'' şeklinde konuştu.
''ATÖLYE TİPİNDE TEKNOLOJİYİ GELİŞTİRDİK''
            16 yıldır bu sektörün içinde olan Mengeloğlu kendilerini sürekli yeniliklere açık tutarak yeni buluşlara imza attıklarını ve sektöre armağan ettiklerini söyleyen Mengeloğlu, ''İnsan ne iş olursa olsun yaptığı işi severek yapmalı. Kendisini ve işini daima ileri taşıyacak adımlar atmalı. Bizde yıllardır icra ettiğimiz mesleğimize yıkanabilir baskı tekniğini getirdik. Bu teknik sayesinde 1000 tl'lik bir kıyafeti satın alamayan müşterilerimiz geceliği 50 tl gibi makul bir fiyata bu kıyafetleri kiralayabiliyorlar. Ayrıca motifleri kumaşa aktarırken geliştirdiğimiz florasanlı yansıtma tekniğiyle artık kumaşa çizim yapmakla uğraşmıyoruz buda bize zamandan tasarruf ettiriyor.'' şeklinde konuştu.

''HATASIZ OLMALISINIZ''
            Uzun yıllardır bu sektörün içinde olan Gazanfer Mengeloğlu, yanında çalıştırdığı işçilerinde eskiden terzilik gibi el yeteneği gerektiren işlerden gelme olduğunu belirtti. Atölyede  toplam 4 kişi çalıştıklarını söyleyen Mengeloğlu  ''Bu iş için ellerinizi iyi kullanıyor olmalısınız yoksa tamamlanmasına çok az kalan bir elbiseyi çöpe gönderebilirsiniz. Bu iş için usta elleriniz olmalı, herkesin becerebileceği bir iş değil. Sonuna kadar hatasız gittiğiniz simleme işleminde son anda yanlış bir el hareketiyle elbiseniz mahvolur ve başa dönersiniz'' dedi.                                                                
Devamını oku...